***~Türkiye~*** vatan bölunmez TÜRKİYE CANIM FEDA

www.derekoygezisi.tr.gg'ye hoş geldiniz

Dereköyümüze Hoş Geldiniz...




 
WWW.DEREKOYGEZİSİ.TR.GG
BİLECİK/PAZARYERİ/DEREKÖY  
  Anasayfa
  Resimler
  Bayramdan Görüntüler
  Videolar
  Videolar 2
  Geçim Kaynakları
  Tarihimiz
  => Bilecik
  => Pazaryeri
  => Dereköy
  Muhtarlık
  Dereköy Resimleri
  Askerler
  Ulaşım
  Ziyaretçi defteri
  Hakkımızda
  Sitemizi Nasıl Buldunuz
  Köy servisi
  Köyümüze Has Sözler
  Tarihi fayton
  Sözler ve Şiirler
  Düğün Tarihleri
  Yorum sayfası
  Türkü Sözleri
  Dolu Dolu Anadolu Dereköy

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

ŞUAN SİTEMİZDE KİŞİ BULUNMAKTADIR... Bu Web Sitesi (HaRuN OvA,SeRdAr KıNıK) Tarafından Hazırlanmaktadır copyright © 2008

HARUN OVA


SERDAR KINIK

Pazaryeri

Pazaryeri'nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlkçağlarda "BITHINIA" denilen bugün Bursa, Bilecik, Kocaeli topraklarını kapsayan bölgenin güney batı bölümünde yer alıyordu. Roma döneminde Anadolunun içinden gelip Bursa'ya giden Roma yolu Pazaryeri'nden geçerdi. Bu yolun geçtiği yerler halen yöre halkı tarafından "BAĞDAT YOLU" veya "İPEK YOLU" olarak bilinir. Roma döneminden kalma antik eserlere Firanlar, Ahmetler köyleri ve Doğanlar mevkiinde rastlanır.

Bizans döneminde, Pazaryeri "BITHINIA THEMAKION" bölgesinde "ARMENO KASTRON" adı yerleşim birimiydi. Bu ismin anlamı "Ermeni Kalesi"dir. Fakat bu bölgede Ermeniler yaşamamıştır. "ARMENO" ismi Ahi Dağları'nın antik ismidir. Bu isim Anadolunun yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasında yaşamış "LUVI" halkının konuştuğu dilde "Aytanrısı Ülkesi"dir. Bizanslılar bu dağların geçit bölgelerine haberleşme ve gözetleme kuleleri yaptığı için bu ismi vermişlerdir.

Kayı aşireti 1132 yılında Söğüt'e yerleştikten sonra Ertuğrul Gazi'ye yaylak olarak verilen Domaniç yaylasına giden en kisa yol Pazaryeri'nden geçmekte idi. Osman Bey Osmanlı Devleti'ni kurduktan sonra İnegöl'e (ANGELO KOMA) ve verimli ovalara ulaşmak ve fethetmek amacı ile batıya yöneldi. "Ermeni Derbendi" denilen bugünkü Pazaryeri'nin civarından geçen yolu kullandı. Bu isim Osmanlılar tarafından Ahi dağında verilen "Ermenek" isminden geldiği sanılır. Adı geçen Söğüt-Bozüyük'ten gelir "Karani Derbendinden geçip Pazaryerine vardıktan sonra Ahi Beli/Büyük Derbent/ Nazif Paşa köyü civarında Ahi dağını kuzeyden aşardı. Küçük Derbent/Bahçesultan köyünden geçerek Kurşunlu yolu ile İnegöl'e ulaşırdı. Osman Bey buraları fethettikten sonra III. oğlu olan Yahşi Pazarlu Beye iskan ve idare etmesi amacıyla Pazaryeri'ni ve havalisini verdi. Bu bölgenin ismini Yahşi Pazarlu Bey kendi adını taşıyan "PAZARLUCUK" ismi ile degiştirdi. Bu isim zamanla "Pazarcık"a dönüstü.

Osmanlılar döneminde önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğu için Avrupalı seyyahlar Anadoluya giderlerken Pazaryerinden geçerlerdi. Ünlü Avusturyalı seyyah Hans DERNSCWAM 1553-1555 yılları arasında Anadolu'ya yaptığı seyahat sırasında Pazaryeri'nden geçmiştir. Bunları şöyle anlatır: "...Pazarcıkta bir mescit var. Burada yalnız Türkler oturuyor. Rum yok. Sağ tarafta yol kenarında büyük bir kervansaray gördük. Kervansarayın içinde orta kısmında 12 tane meşe direk var. Bu direkler taşlar üzerinde oturtulmuş. Bütün binayı taşıyorlar. 20 baca saydım. Kervansaray herkese açık. İçinde 150-200 at barınabilir...Pazargik (Pazarcık) sakin iki tarafı dağlarla çevrili güzel bir yer. Bu arada üzüm yetişmiyor. Bir Rum bize ilerideki Rum köyünden bir tulum sarap getirdi... 19 Mart sabahı Pazargikten Boz Gywck (Bozüyük)e dogru yola çıktık."

17. yyda İran seferine çıkan IV.Murat sadrazamı Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte askeri yol üzerinde olan Pazaryeri'ne uğramış ve konaklamıştır. Buraya kendi adını taşıyan cami ve külliyeyi yaptırmıştır. Fakat bu cami Yunan işgali sırasında yıkılmış yalnız tarihi minaresi kalmıştır. Caminin yerine yenisi yapılmıştır.

Pazaryeri 19. yyın sonlarına kadar Hüdavendigar (Bursa) livasina (vilayet) bağlı bir nahiye idi. 1852de (H.1301) Pazarcık adı ile Ertuğrul (Bilecik) livasi merkez kazasına bağlı nahiye merkezi oldu. Rumeliden Kafkaslardan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin buralara iskan edilmesiyle Pazaryeri'nin nüfusu artmış. Çok renkli ve gelişmiş bir kültür alt yapısı oluşmuştur.

Kurtuluş Savaşı zamanında Pazaryeri üç kez Yunan işgaline ugramış ve yıkılmıştır. Miralay Ayıcı Arif Bey komutasındaki birliklerimizle yunanlı işgalcileri arasında kanlı çarpışmalar sonucunda 5 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar Pazaryeri'ni boşalttılar. Ancak çekilirken yakıp yıktıklarından Pazaryeri harabe halinde bırakılmıştır.

1926 yılında, yeniden yapılan idari taksimata göre, Pazarcık, Bilecik İli Bozüyük ilçesine bağlı bir bucak merkezi oldu. Pazarcık bucağı 1953 yılında Maraş İlinin Pazarcık ilçesi ile isim benzerliği ve bu benzerliğin çesitli karışıklıklara sebep olacağı gerekçesi ile PAZARYERİ ismi ile ilçe merkezi oldu. 1974 yılında Eskişehir-Bursa karayolu üzerindeyken 1974'den sonra yeni açılan Mezit Boğazı ile kıyıda kalmış ve gelişememıştır.


(Kaynak: Bilecik Belediye Başkanlığı Resmi Sitesi - www.bilecik.bel.tr )

HeRşEY dErEkÖy İçİn  
  Bu websitesinin sahibi "Top liste" ekstrasını daha aktive etmemiş!  
Reklam  
   
 
 


2012' de

güneşin doğuşunu seyretmenizi,

gökkuşağını görmenizi,

bir çiçeği dalında iken koklamanızı,

hiç gitmediğiniz bir şehri ziyaret etmenizi,

yıldız kayarken dilek tutmanızı,

neşeli bir doğumgünü partisi yapmanızı,

gözlerinizden yaş gelinceye kadar gülmenizi,

en büyük düşünüz için bir adım atmanızı,

mucizelere inanmanızı,

bir dostunuza 'iyi ki varsın' demenizi,

hayal kurmanızı,

ve bütün bunları yaşayabilecek kadar

SAĞLIKLI, MUTLU VE HUZURLU

olmanızı diliyoruz.

 
 
 









-----Dereköy köyü-----


DEREKÖY SİTESİNE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ....

-----DEREKÖYWEB-----



 
FACEBOOK SAYFAMIZ  
  www.derekoygezisi.tr.gg

Sayfanızı Da Tanıtın
 
GENÇLİĞE HİTABE  
 

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927



 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=